Mimar ve Büyük Ölçekli Kentsel Dönüşüm Projeleri Uzmanı Işıl Yıldız, Türkiye’de kentsel dönüşümün yalnızca yapıların yenilenmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirterek, geleceğin şehirlerinin afetlere dayanıklı, çevresel açıdan sürdürülebilir ve sosyal yaşamı güçlendiren bütüncül bir anlayışla planlanmasının önemine dikkat çekti.
Karma kullanımlı yaşam alanları, sismik dayanıklılık, enerji verimliliği, yeniden işlevlendirme projeleri ve tarihi kent dokusunun korunması üzerine çalışmalar yürüten Yıldız, 21. yüzyılın şehircilik anlayışında yalnızca bina güvenliğinin yeterli olmadığını ifade etti.
BÜTÜNCÜL BİR YAKLAŞIM
Yıldız, konu ile ilgili olarak yaptığı açıklamada “Günümüzde kentsel dönüşüm; deprem güvenliğinin yanı sıra enerji performansı, karbon ve kaynak verimliliği, kültürel mirasın korunması ve veri odaklı kent yönetimini de kapsayan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalı. Geleceğin şehirleri yalnızca güvenli değil, aynı zamanda ekonomik değer üreten ve yaşam kalitesini artıran sistemler olarak tasarlanmalı” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de birçok bölgede eski binaların yenilendiğini ancak kentlerin temel sorunlarının devam ettiğini belirten Yıldız, mevcut uygulamaların çoğunlukla parsel ölçeğinde kaldığını söyledi.
Trafik yoğunluğu, otopark yetersizliği, yeşil alan eksikliği ve sosyal donatı ihtiyacının yapıların yenilenmesine rağmen sürdüğünü ifade eden Yıldız, “Bina değişiyor ancak kentin işleyişi değişmiyor. Oysa dönüşüm; ulaşım, altyapı, çevre, ekonomi ve sosyal yaşamı birlikte ele alan entegre bir planlama anlayışıyla yürütülmeli” dedi.
Birleşmiş Milletler’in Yeni Kentsel Gündem (New Urban Agenda) yaklaşımını hatırlatan Yıldız, şehirlerin yalnızca fiziksel olarak yenilenmesinin yeterli olmadığını, daha kapsayıcı, dirençli ve yaşanabilir yerleşim alanlarının oluşturulmasının hedeflenmesi gerektiğini söyledi.
ÖNEMLİ POTANSİYELE SAHİP
Japonya’da eski bir sanayi bölgesinin yeşil odaklı karma yaşam alanına dönüştürüldüğü Grand Green Osaka projesini örnek gösteren Yıldız, özellikle deprem riski yüksek kentlerde benzer uygulamaların hayata geçirilmesinin önem taşıdığını dile getirdi.
İstanbul’un yoğun yapılaşmaya sahip ilçelerinden Beşiktaş ve Kadıköy'ün mahalle ölçeğinde dönüşüm açısından önemli potansiyele sahip olduğunu belirten Yıldız, bu bölgelerde deprem güvenliğiyle birlikte kamusal yaşamın da yeniden planlanması gerektiğini ifade etti.
Yıldız’a göre dönüşüm sürecinde yalnızca yapı stoku değil; ulaşım ağları, açık alanlar, afet toplanma bölgeleri ve sosyal yaşam alanları da birlikte ele alınmalı.
Kentsel dönüşümün yalnızca daha fazla yapı üretmek anlamına gelmediğini vurgulayan Yıldız, bazı bölgelerde yapı yoğunluğunun azaltılarak yeni parklar, meydanlar ve kamusal kullanım alanlarının oluşturulabileceğini söyledi.
“Başarı, kaç binanın yenilendiğiyle değil; kaç mahallenin daha güvenli, yaşanabilir ve kimliğini koruyan bir yapıya kavuştuğuyla ölçülmeli” diyen Yıldız, Türkiye’nin kentsel dönüşümde bina odaklı yaklaşımdan çıkarak kent ölçeğinde planlama anlayışına yönelmesi gerektiğini ifade etti.