Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, hafriyat toprağı ile inşaat ve yıkıntı atıklarının yönetiminde kapsamlı bir değişikliğe imza atıyor. Hazırlanan yeni düzenlemeyle birlikte inşaat sektöründe uzun yıllardır devam eden uygulamalar kökten değişecek. Atıkların kaynağında ayrıştırılması, yeniden kullanımı ve geri kazanımı temel prensip olarak benimsenecek.
2035 yılına kadar yüzde 40 geri dönüşüm hedefi
Yapılacak düzenlemeyle birlikte tehlikeli olmayan inşaat ve yıkıntı atıklarının en az yüzde 40’lık kısmının 2035 yılına kadar yeniden kullanım, geri dönüşüm veya diğer geri kazanım yöntemleriyle ekonomiye kazandırılması hedefleniyor.
Hafriyat toprağının öncelikle çıktığı alanda değerlendirilmesi zorunlu kılınarak doğal kaynak kullanımının azaltılması planlanıyor. Yerinde kullanılamayan hafriyat ise yalnızca izin belgesi bulunan döküm sahalarına yönlendirilebilecek.
Dijital denetimle sıkı takip
Hafriyat toprağı ve inşaat atıklarının denizlere, göllere, akarsulara ya da belirlenmemiş alanlara dökülmesi kesin olarak yasaklanıyor. Taşıma faaliyetleri sıkı kurallara bağlanırken, araçlar için belge zorunluluğu ve araç takip sistemleriyle dijital denetim dönemi başlıyor.
Ayrıca hayata geçirilecek seçici yıkım uygulamasıyla, binaların yıkımı sırasında malzemelerin türlerine göre ayrıştırılması zorunlu hale gelecek. Bu sayede metal, ahşap, plastik gibi geri dönüştürülebilir malzemelerin yeniden kullanılması sağlanacak. Hafriyat toprağı, bitkisel toprak ve inşaat atıkları birbirine karıştırılamayacak.
Kirleten öder ilkesi güçlendiriliyor
Yeni düzenleme, kirleten öder ilkesini çok daha güçlü bir şekilde uygulayacak. Atıkların toplanması, taşınması, geri kazanımı ve bertarafına ilişkin tüm maliyetler doğrudan atık üreticileri tarafından karşılanacak.
Geri kazanım tesislerinin bulunduğu bölgelerde geri dönüştürülebilir atıkların depolanmasına izin verilmeyecek. Bu adımla atıkların ekonomik değere dönüşümünün hızlandırılması amaçlanıyor. Yeni Şafak'ın haberine göre, hafriyat döküm sahalarının yer seçimi ve işletilmesine ilişkin kriterler de oldukça sıkılaştırılıyor; tarım arazileri, su havzaları ve yerleşim alanlarına yakın bölgelerde döküm sahası kurulmasına müsaade edilmeyecek.