Avrupa Birliği’nde yaşayan ve oturum izniyle bulunan Türk vatandaşlarının sayısı 2 milyonu geride bıraktı. Avrupa Birliği İstatistik Ofisi (Eurostat) tarafından açıklanan 2025 yılı sonu verilerine göre, birlik üyesi ülkelerde geçerli oturum iznine sahip Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının sayısı 2 milyon 14 bin olarak kayıtlara geçti. Böylece Türkiye, AB üyesi olmayan ülkeler arasında en fazla oturum iznine sahip vatandaş gönderen ülkeler sıralamasında ikinci sıradaki konumunu korudu.
Eurostat verileri, AB ülkelerinde üçüncü ülke vatandaşlarına verilen geçerli oturum izinlerinin de arttığını ortaya koydu. Bir önceki yıla göre yüzde 4,6 yükselen toplam izin sayısı, 27,8 milyona ulaştı.
Çalışma, eğitim ve aile birleşimi oturum izinlerinin başlıca gerekçeleri arasında bulunurken, yatırım yoluyla ikamet hakkı elde etmeye yönelik programlar da uluslararası hareketlilik arayan yatırımcıların gündeminde yer alıyor.
YATIRIM KARARLARINDA AİLENİN GELECEĞİ ÖNE ÇIKIYOR
Uluslararası hukuk şirketi Harvey Law Group (HLG) Türkiye Ülke Müdürü Çiğdem Sarıoğlu Ergut, küresel yatırımlarda önceliklerin yalnızca finansal getiriyle sınırlı olmadığını belirtti. Yatırımcıların tercihlerini şekillendirirken çocuklarının eğitim imkânlarını, ailelerinin geleceğini ve farklı ülkeler arasında daha rahat seyahat edebilme olanaklarını da değerlendirdiğini ifade etti.
Türkiye’deki işlerini ve yaşam düzenlerini sürdürürken başka bir ülkede de yasal statü edinmek isteyenlerin arttığına işaret eden Sarıoğlu Ergut, yatırımcının bütçesi, hedefleri ve öncelikleri doğrultusunda en uygun seçeneğin belirlenmesinin önemini vurguladı.
ÜLKELERE GÖRE YATIRIM ŞARTLARI DEĞİŞİYOR
Yatırım karşılığında oturum izni veya vatandaşlık sağlayan programlar, ülkelerin mevzuatına göre farklı koşullar içeriyor. Yunanistan’da belirli şartları karşılayan gayrimenkul yatırımları öne çıkarken, Portekiz’de düzenlemeye tabi yatırım fonları gibi taşınmaz dışındaki finansal araçlar seçenekler arasında bulunuyor.
Karayip ülkesi Grenada ise devlet tarafından onaylanan nitelikli turizm ve otel projelerine yapılan yatırımlar aracılığıyla vatandaşlık elde edilebilen ülkelerden biri olarak öne çıkıyor.
Programlar arasındaki farklılıkların yalnızca yatırım tutarıyla sınırlı olmadığını belirten Çiğdem Sarıoğlu Ergut, asgari sermaye koşulları, ülkede bulunma zorunluluğu, aile üyelerinin başvuruya dahil edilmesi ve vatandaşlığa geçiş sürecinin de dikkatle incelenmesi gerektiğini kaydetti. Yalnızca başlangıç maliyetine göre karar vermenin yanıltıcı olabileceğini ifade etti.
OTURUM İZNİ, VATANDAŞLIK ANLAMINA GELMİYOR
Sarıoğlu Ergut, oturum izniyle vatandaşlık haklarının birbirinden ayrı değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Bir ülkede ikamet hakkı elde etmenin, Avrupa’nın tamamında sınırsız çalışma veya yerleşme hakkı sağlamadığını belirtti.
Yatırımcıların başvurmayı düşündükleri programların hukuki yükümlülüklerini ve sürdürülebilirlik koşullarını ayrıntılı biçimde değerlendirmesi gerektiğini vurgulayan Sarıoğlu Ergut, asıl kazanımın yalnızca oturum kartına sahip olmakla sınırlı olmadığını ifade etti. Sarıoğlu Ergut’a göre, gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçlar için stratejik hareket alanı oluşturmak ve güvenli alternatiflere önceden sahip olmak da yatırım kararlarının önemli bir parçasını oluşturuyor.