Manisa’da Konut Talebi Çok, Üretecek Alan Yok

Manisa’da Konut Talebi Çok, Üretecek Alan Yok

Manisa’da artan konut talebine rağmen imar planlarındaki belirsizlik yatırımın önündeki en büyük engel. MÜSİAD Manisa Şube Başkanı Mücahit Kızılgüney, planlı imar alanlarının oluşmasının hem konut üretimini hem de yatırım ortamını güçlendireceğini söyledi

A+A-

MÜSİAD Manisa Şube Başkanı Mücahit Kızılgüney, Uzun yıllardır Manisa’da inşaat projeleri geliştiren Osmanoğlu İnşaat’ın ikinci kuşak yöneticisi olarak özel sektöre adım attığını, enerji ve sanayi alanında da yeni yatırımlara imza attıklarını söyledi. Firmalarının özel sektörde konut ve sanayi tesisleri ürettiğini belirten Kızılgüney, son bir yıldır güneş enerjisi alanında da faaliyet göstermeye başladıklarını ifade etti. Smart Enerji bayiliğini aldıklarını kaydeden Kızılgüney, Türkiye’nin birçok noktasında güneş enerjisi santrallerinin kurulumunu gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Uzun yıllardır sanayici olma hayali kurduğunu belirten Kızılgüney, bu hedef doğrultusunda Muradiye Organize Sanayi Bölgesi’nde bir fabrika kurduklarını söyledi.

MÜSİAD Manisa’nın 2012 yılında kurulduğunu ve Kurucu başkanlığını rahmetli ortağı Abdullah Tekin’in üstlendiğini belirten Kızılgüney, kendisinin de o günden bu yana derneğin yönetiminde aktif olarak yer aldığını söyledi. 2025 yılının Ocak ayında yapılan genel kurulda MÜSİAD Manisa Şubesi’nin 5. dönem başkanlığına seçildiğini belirten Kızılgüney, göreve geldikleri bir yıl içerisinde şehrin yalnızca ekonomik değil kültürel yapısını da güçlendirecek faaliyetler gerçekleştirdiklerini ifade etti.

Şehirler ihtiyaç doğmadan planlanmalı

Metni haber dili açısından biraz daha akıcı ve güçlü bir şekilde şöyle revize edebilirsin: Manisa’da güvenli ve düzenli şehirler oluşturmanın temelinde uygun maliyetli imar alanları üretmenin yer aldığını belirten Mücahit Kızılgüney, bunun da şehirleri ihtiyaç doğmadan planlamaktan geçtiğini vurguladı. Plansızlığın kaçak yapılaşmayı artırdığını ifade eden Kızılgüney, şu değerlendirmede bulundu: “Şehirlerimizi sıkıştırıp insanları kaçak yapılaşmaya mecbur bırakırsak, ne kadar kanun çıkarırsak çıkaralım bunun önüne geçemeyiz. Ne yazık ki uzun yıllardır imar planlarımızı ihtiyaç ortaya çıktıktan sonra yapmaya başladık. Oysa doğru olan, şehirlerin gelişimini önceden öngörerek planlamaktır.”

Ulaşım planlamasının da imar planlarıyla birlikte ele alınması gerektiğini vurgulayan Kızılgüney, Türkiye’de bireysel araç kullanımının çok yaygın olduğunu ancak toplu ulaşımın yeterince gelişmediğini söyledi. Yeni imar alanlarının hafif raylı sistem ve güçlü ring hatlarıyla desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

Manisa’da son beş yılda hazırlanan imar planlarının büyük bölümünün hayata geçirilemediğini ifade eden Kızılgüney, planların ya askıdan geri çekildiğini ya da mahkeme kararlarıyla iptal edildiğini söyledi. Bunun önemli nedenlerinden birinin de planlanan alanlarda kaçak yapılaşma olduğunu belirten Kızılgüney, bazı bölgelerde su ve kanalizasyon altyapısı olmayan yapıların hızla arttığını dile getirdi.

Şehir yöneticilerinin planlama konusunda daha kararlı olması gerektiğini vurgulayan Mücahit Kızılgüney, “En kötü plan, plansızlıktan iyidir” anlayışıyla imar projelerinin hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.

 Manisa’da yatırım yapmak isteyen müteahhitlerin imar konusunda ciddi belirsizlik yaşadığını belirten Kızılgüney, bir projeye hazırlanan yatırımcının birkaç gün sonra belediyede karşısına ne çıkacağını bilemediğini ifade ederek bunun yatırım ortamında kaotik bir tablo oluşturduğunu dile getirdi. Manisa’yı Muradiye, Güzelyurt, Karaali, merkez ve doğu bölgeleri olarak değerlendirdiklerini kaydeden Kızılgüney, bu bölgelerin hiçbirinde kesinleşmiş ve uygulamaya geçmiş imar planlarının bulunmadığını ifade etti.

1.000 riskli yapının sadece 3-4 tanesi yenilendi!

Manisa’nın önemli bir deprem riski taşıdığına dikkat çeken Mücahit Kızılgüney, şehirde çok sayıda 1999 yılı öncesi yapı bulunduğunu ve bu yapı stokunun mutlaka yenilenmesi gerektiğini söyledi. 2013 yılında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından riskli yapı tespiti yapma yetkisi verilen firmalar arasında yer aldıklarını belirten Kızılgüney, Manisa’da gerçekleştirdikleri analizlerde binin üzerinde riskli yapı tespit ettiklerini açıkladı. Ancak aradan geçen 13 yıl içinde bu yapılardan yalnızca 3-4 tanesinin yenilendiğini ifade eden Kızılgüney, vatandaşların mevcut ekonomik koşullar nedeniyle kentsel dönüşüme sıcak bakmakta zorlandığını dile getirdi. Bu noktada devletin daha güçlü bir planlama ve yönlendirme rolü üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Kızılgüney, bazı bölgelerde resen dönüşüm uygulamalarının da gündeme alınabileceğini söyledi.

Ülkenin lokomotifi inşaat

Manisa’nın güçlü sanayi yapısı nedeniyle yoğun göç alan bir şehir olduğuna dikkat çeken Mücahit Kızılgüney, Organize Sanayi Bölgesi’nin Türkiye’de ilk dört arasında yer aldığını söyledi. Manisa Ovası’nın da Trakya ile birlikte Türkiye’nin en verimli tarım alanlarından biri olduğunu hatırlatan Kızılgüney, bu nedenle şehirde konut talebinin oldukça yüksek olduğunu belirtti. Devletin finansman sorununu tamamen çözmese bile imarlı alan sorununu çözmesinin şehre büyük katkı sağlayacağını ifade eden Kızılgüney, şunları söyledi: “Ne kadar sanayi ülkesi olmaya çalışsak da Türkiye’de ekonominin lokomotiflerinden biri hâlâ inşaat sektörü. Bu nedenle imar planlarının geliştirilmesi büyük önem taşıyor. Eğer yerel ölçekte ilerleme sağlanamıyorsa, bu sürecin bakanlık tarafından yürütülmesi de mümkün olabilir.”

Manisa merkezinin eski ve yoğun yapılaşmış mahallelerden oluştuğunu belirten Kızılgüney, "Şehir merkezinin bu eski yapı stokundan arındırılması gerekiyor. Gerekirse Gediz Ovası'na taşınmalı ama tek seferlik olmalı. Ya da Yunt Dağı gibi bölgelerde planlı imar alanlarının oluşturulması ve merkezin bu yapı stoğundan kurtarılması gerekiyor" dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.