Herkes Akıllı, Şehirler Aynı!

Niyazi Gültekin

Kime sorarsanız bilir bu sorunun cevabını. Sokaktan geçen ilkokul mezunundan tutun, üniversitede eğitim veren akademisyene kadar herkes bilir... Sorunun cevabı basit, cevabın uygulanması, işte asıl sorun orada…

Soru şu: Kentsel dönüşüm nasıl olmalı?

Kime sorarsanız sorun bu soruyu cevap olarak ‘ada bazlı bir kentsel dönüşümün’ gerekliliğinden gerekçeleriyle beraber bahsedecektir size. Yıllardır bu konuyla ilgili yüzlerce demeç okudum, yüzlerce kişinin yorumlarını dinledim. Herkesin çözüm önerisi aynı: Ada bazlı bir dönüşüm.

***

Kentsel dönüşüm en önemli gündemimiz olmasına rağmen yazılarımda bugüne kadar hiç değinmedim.

Değinmedim çünkü benim söyleyeceklerimi zaten herkes biliyor. Sorunu herkes biliyor, çözümü herkes biliyor. Herkes akıllı, herkes herşeyi biliyor ama şehirler hiç değişmiyor. Şehirler hep aynı…

***

İzmir’in yüzde 70’inin çarpık kentleşmeden meydana geldiğini, riskli yapılardan meydana geldiğini biliyoruz. Çözümün ada bazlı bir imar planı hazırlamak olduğunu biliyoruz. İmar planı yapılır ve dönüşüm başlarsa malikhane sahiplerinin de, kentsel dönüşümü üstlenen müteahhitin de, kenti daha da güzelleştirmeye çalışan yerel yöneticinin de kazanacağını biliyoruz. Çözüm belliyken, bu çözüm uygulandığında herkes karlı çıkıyorken neden bir gram yol alamıyoruz ben bunu çözmüş değilim.

Benim için en trajikomik olan taraf ise bu planlarını yapabilecek, kentsel dönüşümü başlatabilecek yetkiye sahip olanların her mecrada ada bazlı bir kentsel dönüşüme ihtiyaç olduğunu göğsünü gere gere anlatmaları. Tamam doğru söyledin ama kim yapacak bu ada bazındaki imar planlarını diye sorsan hemen saklanacak yer ararlar.  Madem herkes istekli şehri kurtarmaya neden kimsenin eli taşın altında değil?

Sorun belli, çözüm belli. Bu sorunları sürekli gündeme taşıyacak, bize bildiğimiz yolu gösterecek insanlara değil cesur adımlar atacak insanlara/yöneticilere ihtiyacımız var.

***

İnsanların bir kısmı kentsel dönüşüm sorununun aşılamamasını yerel yönetim ve merkezi hükümet arasındaki siyasi görüş farklılığına, bir kısmı da bürokrasinin ağır işleyişine mal edecektir.

Yerel yöneticiler çıkıp biz dosyayı gönderdik ilgili bakanlık onaylamıyor, bizi oyalıyor diyor. Bakanlıktan biri çıkıyor İzmir’den gelip de bakanlığımızda bekleyen bir dosya yok şeklinde açıklama yapıyor. Böyle de bir kısırdöngü var. Hangisine inanalım, hangisini suçlayalım?

Yıllarca sorunun özüne bakmayı bırakıp birbiriyle didişen yöneticilerimiz artık kendi siyasi çekişmelerini bırakıp da yolda gördükleri ilk adama çarpık kentleşme sorununu nasıl çözeriz diye sorar ve aldığı ilk cevabı hayata geçirirse o zaman hiçbir sorunumuz kalmaz.

Çünkü siyasi didişme dışındaki her cevap doğru yola çıkar…