1. HABERLER

  2. KENTSEL DÖNÜŞÜM

  3. İzmit ve Gölcük’te Birçok Bina Yıkılmalı!
İzmit ve Gölcük’te Birçok Bina Yıkılmalı!

İzmit ve Gölcük’te Birçok Bina Yıkılmalı!

Büyük Kocaeli Gazetesi köşe yazarı olan İbrahim Gürsel bugünkü yazısında İzmit ve Gölcük’teki kentsel dönüşümden bahsetti. İşte o yazı...

A+A-

17 Ağustos 1999 deprem felaketinde İzmit Cedit Mahallesi’ndeki evimizdeydik. Ertesi gün Gölcük Donanma Komutanlığı’nda gemi uğurlama töreni olduğundan erkenden yatağa girmiştim. Hava aşırı sıcaktı. Bizim evin bulunduğu sokak biraz dikti. Gece yarısı büyük bir gürültüyle uyandığımızda apartmana kamyon çarptı sanmıştık.Hemen sokağa çıktım. Çevremizde yıkılan, çöken bina yoktu. Hala ne olduğunu anlayamamıştım. Cumhuriyet Parkı’na doğru yürümeye başladım. Akçacami önüne geldim. Arkasındaki bina çökmüştü, insanlar ağlaşıyordu. Bu sırada bam diye bir ses. Yer ayağımızın altından kaydı, binaların bağlantı yerleri çatırdadı, tozlar döküldü. İşte o anda deprem olduğunu anladım. Parkın hemen yanında 5-6 katlı bir apartman vardı. Yaşlı bir kadın içeride kalmıştı.Yardımcı olurum diye içeri girdiğimde, artçı sarsıntılar devam ediyordu. Basamaklardan hızla kendimi dışarı attım ama ismini bilmediğim yaşlı kadını da uyarmış, dışarı çıkmasını sağlamıştım.Depremde binlerce can kaybettik, en az on katı yaralı ve sakat verdik. Koca binaların, hatta mahallelerin yerle bir olduğunu gördük. Depremin ilk yılında elimize kazma kürek verilse hiç tereddütsüz çürük yapılmış, sağlam olmayan binaların hepsini yıkmaya hazırdık. Ama her şeyde olduğu gibi zaman geçtikçe bu büyük acıyı unuttuk. Umursamaz hale geldik.Uzmanlar uyarıyor, çok yakında yine büyük bir deprem felaketinin bizleri beklediğini söylüyor. Aslında bunu bilmek için uzman olmaya da gerek yok.17 Ağustos’ta bizler öğrendik ki, yağmur gibi, kar gibi, güneş gibi deprem de doğa olaylarının bir parçası. Yağmur yağarken nasıl şemsiye açıyorsak, güneşten korunmak için şapka takıyorsak, depremden korunmak için de sağlam yapılar yapmamız gerekiyordu.İstanbul Fikirtepe’de önceki gün Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla gerçekleşen toplu temel atma töreninde bütün bunlar yeniden aklımıza geldi.Aynı bölgede bir yandan yeni binaların, hem de betonermesinde son teknoloji kullanılarak temeli atılırken, bir yandan sağlam olmayan çürük evlerin yıkımı gerçekleşiyordu.Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, İstanbul’da yılda 250 bin yeni konut inşa etme hedefiyle çalışacaklarını söyledi. Sayın Bakan konuşurken dikkat ettiniz mi, bir yanıyla hafif panik havası da veriyordu. Uzmanların yaklaştığını söyleyen İstanbul depremini yüreğinde hissetmiş ve “Bu binaları hızla tamamlamak zorundayız” havasındaydı.Depreme karşı hazırlık yapılırken bu ruh halinin önemli olduğunu düşünüyorum. Projelerin hızla tamamlanması için bu heyecan ve bir miktar panik gerekli. Depremde en büyük acıları yaşayan bu bölgenin insanları olarak bu korkuyu, endişeyi daha fazla hissetmemiz, yaşamamız gerekiyor.Kocaeli’de kentsel dönüşüm anlamında çok sayıda yeni bina yapıldı. Depremin hemen ardından Malta ve Gündoğdu mahallelerinde gelen yardımlarla kalıcı konutlar inşa edilmişti. Ardından yakın bölgelerde çok güzel yeni binalar yapıldı. Ama bu binalar yapılırken bizim şehir içinde kalmış ve depremde hasar görmüş eski binaları da yıkmamız gerekiyor ki, kentsel dönüşüm tam anlamıyla uygulamış olsun.İzmit ve Gölcük’te yıkılmayı bekleyen çok sayıda bina var. İşte tam burada karşımızda duruyor, Atatürk Bulvarı’nda yamuk yumuk duran binalar var. Leyla Atakan Caddesi’nde yanındaki apartmana dayanmış halde duran apartmanlar var. Bu binaları biz ne zaman yıkacağız? Yıkmayı bir kenara bıraktık, bu binalar nasıl kiraya veriliyor? Hem de dışarıdan gelmiş, hiçbir şeyden haberi olmayan üniversite öğrencilerine kiralanıyor. Yanından kamyon geçince sarsılan bu binalarda yarın can kaybı yaşansa kimse hesabını veremez.İstanbul’da yıllık 250 bin yeni bina inşaatı hedef koyulmuş. Bizim burada da en az 25-30 bin yeni bina hedefiyle çalışmamız ve sakat binaları zaman kaybetmeden yıkarak, gerçek anlamda kentsel dönüşümü başlatmamız gerekiyor. Trafik sıkışacakmış, insanlar zorlanacakmış, böyle önemli bir konuda kimsenin şikayet hakkı olamaz.17 Ağustos depreminde Milliyet Haber Ajansı muhabiriydim. O sabah erkenden elimde fotoğraf filmleriyle hemen İstanbul’daki merkeze gidip, ertesi günkü gazeteye haberleri yetiştirmek istiyordum. Yollar bomboştu, otobüs seferleri durmuştu. Bir taksi bulup yola çıktığımda Tüpraş’ın yandığını da görmüştüm. Milliyet Gazetesi’nin yazı işlerine girdiğimde durumu anlattım, İzmit’te büyük bir felaket yaşadığımızı, ilk anda belirleyebildiğimize göre yüzlerce insan ölmüş olabileceğini söyledim. Bana inanmamışlar, abarttığımı söylemişlerdi. Ama öğleden sonra uluslararası ajanslardan bile sayılar gelmeye başladı. Tarihin en büyük felaketlerinden birinin yaşandığı ortaya çıktı.Şimdi bugün uzmanlar deprem geliyor dediğinde biz de inanmıyor, umursamıyor davranıyoruz. Milliyet Gazetesi’nde o gün karşılaştığım insanlar olaya uzaktı, belki inanmamaları için bu mazeret olabilirdi.  Ama biz bu gerçeği yaşadık. Acıların en büyüklerini gördük. Daha duyarlı olmamız ve bu işi çok ciddiye almamız gerekiyor. Kaynak: Çürük binaları yıkmak için geç kalıyoruz.

İbrahim GÜRSEL/Büyük Kocaeli Gazetesi


HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.