Ali Coşkun

Ali Coşkun

Senaryo!

A+A-

Yasalar düzenlenirken hedef olarak en zayıf kesim ele alınır. Bu kesimin yararlanabileceği yasal bir destek oluşturulmaya çalışılır. Yasanın hazırlanması sürecinde bu kesimin hatta bir kişinin hakları düşünülerek ilgili kişiler tarafından bir senaryo oluşturulur. Bu senaryoda da genelde Türk filmlerinde olduğu gibi bir iyi adam, bir kötü adam, bir mağdur bulunur.

Biz bu filmi kendi hayal gücümüz ile bir daha yazalım:

İyi adam bir inşaat işçisidir. Fakir ama gururlu bir aile reisidir. Her gün evine ekmek götürebilme, çocuklarını okutabilme derdindedir.

Kötü adam acımasız bir patrondur. Lüks arabaları, yatları, katları olan, eğlenceden eğlenceye koşan, çocukları umurunda olmayan birisidir; çünkü zengindir.

Mağdur işçinin karısıdır. İşi ve kişiliği hiç olmamıştır. Kocası ve çocukları dışında kimsesi de yoktur. Mutsuzdur ama mecburdur. Kocasının verdiği para hariç maddi hiç bir beklentisi de yoktur.

Olay yeri bir şantiye.

Her günkü gibi en eski pantolonunu giyip cebindeki parayı çorabının içine saklayan iyi adam arkasına bastığı ayakkabısını sürükleyerek işe başlar. Aklı akşam alacağı yevmiyededir. Paylaştırır yetmez, bir daha hesaplar eve bırakacağı kısmı azaltır, alacaklıyı atlatır, gülümser.                                     

Kötü adam gelir inşaata yanındaki adamına bağırır,"yetişmeyecek bu işler, çalışmıyorlar bunlar..." herkesin eli ayağına dolaşır. Başka bir ekip bulmasını ister kötü adam, "çıkar bunları yeni adam bul" diye talimat verir ve gider.

İyi adam yerde yatıyor. Ağzının kenarında kan var. Ambulansın sesi duyuluyor. Arkadaşları üzgün, kendilerini yerde yatarken düşünüyorlar bir yandan.   Eve haber gitmiş, cebinde taksi parası bile olmayan kadın çırpınıyor. Bakkal veriyor parayı.                                                                                                        

Şantiye şefi panik içinde geliyor şantiyeye. Kim olduğunu anlamaya çalışıyor düşenin. Anlatıyor arkadaşları, arkasına bastığı ayakkabısı takılmış yerdeki kalıba, tutunamamış ve...

Patron hastaneye geliyor avukatıyla. Azarlıyor etrafındakileri çaktırmadan. "Deseydiniz yapardım" duyuluyor en çok. Cömertlik başlıyor. Mağduru teselli etmeye çalışıyor, doktora ulaşmaya çalışıyor, başına gelecekleri merak ediyor, önlemler almaya çalışıyor... Çalışıyor da çalışıyor...

Bu film dram ile bitiyor. İşveren mahkum, şantiye şefi mahkum, iyi adam toprak, mağdur çaresiz dul, çocuklar sahipsiz kalıyor.

İş adamı çalışanını yaşatmak zorundaydı. Ortak amaç kanaat edilebilen bir yaşam ise bu kadar pervasız olmaya gerek yoktu. O son adımı atan adamın da, o önlemi almayan adamın da aklında kötü son olamazdı. İkisi de olayın öncesine dönmek istediler ve döndüler.

İyi adam bir inşaat işçisidir. Fakir ama gururlu bir aile reisidir. Her gün evine ekmek götürebilme, çocuklarını okutabilme derdindedir.

İkinci iyi adam bir patrondur. Lüks arabaları, yatları, katları olan, eğlenceye de zaman ayıran, çocukları için yaşayan birisidir; aynı zamanda hayırseverdir çünkü zengindir.

Mağdur yoktur.

Şantiye şefi, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi huzurludur; sorun yoktur.

Olay yeri yoktur, çalışma sahası vardır.

Çatıya bir bayrak dikilir filmin sonunda, kazasız belasız bir şantiye daha sona ermiştir.

Önlem almak telafi etmekten ucuzdur.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum