1. YAZARLAR

  2. Özgür Özağatan

  3. İmar Barışı oldu Gelir Barışı
Özgür Özağatan

Özgür Özağatan

İnşaat Deryası/Yazar
Yazarın Tüm Yazıları >

İmar Barışı oldu Gelir Barışı

A+A-

İmar barışı şehir yaşamı için "barış" mı yoksa "yıkım" mı oldu? Türkiye şehirleşme tarihine bakıldığında kentlerin imar planlarında ve bunların uygulanmalarında yapılan esnetmeler ve popülist yaklaşımlar sayesinde "planlama"nın "planlamama" olduğunu görüyoruz.

Türkiye’de yaşanan en büyük sorun kanun koyucuların veya kural koyucuların kurallara uymaması olmakta. Kentlerin, şehirlerin daha iyi ve yaşanabilir yerler olması için yapılan imar planları topyekün ‘’İmar Barışı’’ ile revize edilmekte. Barış kelimesinin Türkçe açıklamalarından birisi de ‘’ bir topluluğun ya da bir ailenin bireyleri ya da karşıt varlıklar arasında oluşan uzlaşma, uyum durumu.’’ (referans, Google) Bu durumda imar barışı, şehirlerimizin planlamasını yapanlar ve yaşam alanlarının kurallarını koyanlar ile kurallar doğrultusunda hareket etmesi gereken vatandaş veya üreticiler arasında yapılan uzlaşma anlamına gelmekte. Fakat gözden kaçan nokta, bu uzlaşmanın kural koyucuların belirlediği koşullara göre değil, kurallara ve planlara uymayanların belirlediği koşullara göre gerçekleşmesi. Buna da ‘‘durum tespiti’’ ‘’kayıt altına almak’’ denerek, yanlış durumu kabullenerek, "zaten böyle" denerek göz yumulması.

Peki o zaman, düzenlemelere uyan ve haksız kazanç sağlamayan taraflar ile de barış olacak mı? İmar barışında gururla telaffuz edilen yüksek başvuru sayısı aslında kültürel ve ahlakı çöküşümüzün skoru oldu. Toplumumuzun eğitiminde eksik olan ‘’kurallara uymama’’ geleneği taçlandırılmış oldu. "İmar barışı" adı verilen son uygulama aslında doğruyu cezalandıran fakat kuralsızı mükâfatlandıran ve cesaretlendiren bir sürecin yeni ismi oldu. Yanlış uygulamaların tespitini kayıt altına alınca şehirlerde yaşam kalitesi artmayacak. Belki de bazı bölgelerde yapılan yanlış uygulamalar imar barışına girince, tam tersine o yaşam alanlarında yaratılacak daha kaliteli yaşamların gerçekleşmesine engel olacak.

Yanlış yapılan şeylerin düzeltilmesi yerine bunların tespit edilme faaliyetinin devlet için gelir kapısı olarak görülmesi asıl yanlışı oluşturmakta. Planlar ve kurallar insanların yaşam kalitesini ve standartlarını yükseltmek için vardır. Hepimiz doğa ve yeşil alanların çok geniş olduğu manzaralı evlerde ferah yaşam alanlarının hayalini kurarız. Fakat çıkarlarımız söz konusu olduğunda, bunların sağlanması için bedel ödenmesi gerektiğinde kaçarız.

Her yanlış, bir başkasının hakkına tecavüzü ortaya koymakta. İmar planlamasına uygun olmadan yapılan yapılar ve bunların yaratmış olduğu yeni yaşam alanları ve standartlar başkalarının kaybı durumuna gelmiştir. Bunların yapılmamasının sağlanması gerekirken, bunların kayıt altına alınması sizce doğru mu? Bu bakış toplumumuzdaki her bireyin bilinçaltında "ben kurallara uymasam da gün gelir affı olur" düşüncesini yaratmakta. O zaman neden planlama mesleği var ve neden bilimsel veriler ışığında yaşam alanları planlanmakta? Herkes kafasına göre ve kendi çıkarları doğrultusunda topraklarını değerlendirsin.

Kurallar ve kanunlar her bireyin yaşam kalitesini eşit şekilde garanti altına almak için var olmasına rağmen, neden hükümetler yaptıkları uygulamalarla kısa dönemli fayda için uzun dönemli kaybı desteklemekte?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.